“Eğri Büğrü Ama Yine de Doğru” Bir Hikaye

Haydi gelin, size bunca yıldır tutkuyla dinlememe rağmen, ancak bir yolculuk sırasında fark ettiğim bir Barış Manço “aynen” repliği hikayesi anlatayım.

Uçak.
Ön çaprazımdaki türbanlı kadının kucağında, her sıkıldığında, o an uçakta olmayan babasını “babaaa” diye yırtınarak anan bir ufaklık var. Onun arkasında, yani benim cam kenarımda ise, bu bağırıştan en az benim kadar sıkılmış, minili genç bir kadın. iPod’a ve kulaklıklara geçmeden kitabıma odaklanmam mümkün olmayacak gibi, ama yine de zorluyorum şansımı, belki sakinleşir ufaklık ve ortalık diye. Tam aksi, uçuş yüksekliği arttıkça, delikanlının huzursuzluğu ve huzursuzluğun desibel cinsinden şiddeti de artıyor. Minili bayan, genç yaşına rağmen duruma müdahale etme kararı alıyor. Kendince bir üslupla çocuğa sesleniyor ve sakin olması gerektiğini, babasının inişte onu bekleyeceğini söylüyor. Bu sözler beni şok ediyor. Çocuğa içten içe süregelen kızgınlığım geçiyor, kızı çekip “otur lan yerine, yiyeyim senin yatıştırıcı cümlelerini” diye bağırıyorum içimden. Duymuyor tabi, o kendince devam ediyor. Ben oyundan çıkmak istiyorum, kıymetli kulaklıklarımı takıp, pörtlek göbeğimin üstündeki iPod’un play düğmesine dokunup, sesi köklüyorum.

“Barış Manço – Eğri Büğrü” çıkıyor. Bu kayıt, 1980 yılından. Düzgün olanı da var. Ancak bu elimdeki versiyonda, kayda biraz geç başlanmış, belki yarım saniye, belki daha da az bir kayıp var şarkının başında. Bu noksanlık, “farklı” yapıyor diye vazgeçemiyorum bu gecikmeli halinden. Zaten çok acayip bir şarkı. Hafif atarlı, sürekli devinen bas yürüyüşleri, özgün klavye riffleri (“sık sık tekrarlanan müzikal bağ” imiş Türkçesi) şarkıyı bence sıradışı yapmaya yetiyor. Sözler efsane, baksana adam ne diyor:
“Kimi batı kimi doğu
Kuzey güney hepsi doğru
Kim seçer ki bozuk yolu
Eğri eğri doğru doğru

Benim yolum bana doğru
Hiç yolumdan döner miyim?”

Şarkı başlıyor, delikanlıyı ve ona yatıştırıcı cümleler satan minili ablasını duyuş alanımın dışına itiyorum nazikçe. Giriş klavyesi, sözler falan derken, nakaratlar arasında, o aklıma kazınan klavye riffi dönüyor dört kere. Sonra iki ölçü bas/davul var. İşte tam o sırada, Barış Manço olduğunu düşündüğüm bir ses “Aynen!” diyor. O zamanki kayıt şartlarını bilemiyorum, ne durumda, kime ne amaçla söylendi belli değil. Tahminen o anki şarkının tansiyonundan, gidişatından, müzisyenin, kendisine kaş gözle işaret edilen bir şeyi anında anlayıp, ona uygun çalmasını onaylıyor belki Barış Abi: “Aynen!” ya da belki de kanal kayıt, sadece vokal kayıtları alınıyor. Kulağına biri “abi dönerin yanına ayran söylüyorum” diyor, “Aynen!” diye yanıtlıyor Barış Abi, bir sonraki sözleri söyleyeceği yeri beklerken…

Bu kayıttaki unutulmuş “Aynen!” beni şaşırtıyor, ve mutlu ediyor. “Ne orijinal bir kayıtmış” diyorum, “belki 10 yıl sonra başka bir detay daha yakalarım.”

İnmek için, ayağa kalkıyorum. Canavar ile minili komşusu küs gibiler, bakışmıyorlar bile, ama sessizler. Neyse, her ikinize de teşekkürler…

Merak edip de duyamayanlar… Zamanı vardır, koskoca Barış Manço şarkısı bu, kolay mı öyle…

Şarkıya buradan ulaşabilirsiniz.